Çılgın proje pazarlık manevrasımı?

“Çılgın Proje” Pazarlık Manevrası mı?

20 Mayıs 2011 Radikal

Financial Times Başbakan Erdoğan’ın “Çılgın Proje”si olan “Kanal İstanbul”u değerlendirdiği haberinde, Türkiye’nin Montrö Antlaşması’nı yeniden müzakere etmeyi umduğunu savunurken kanalın, Moskova’nın Samsun-Ceyhan boru hattına yönelik taleplerini gözden geçirmeye zorlamak için bir pazarlık manevrası olduğunu öne sürdü.

“Kanal İstanbul” yabancı basında eleştirildi. Financial Times Başbakan Erdoğan’ın “Çılgın Proje”si olan “Kanal İstanbul”u değerlendirdiği haberinde, Türkiye’nin Montrö Antlaşması’nı yeniden müzakere etmeyi umduğunu savunurken Kanalın, Moskova’nın Samsun-Ceyhan boru hattına yönelik taleplerini gözden geçirmeye zorlamak için bir pazarlık manevrası olduğunu iddia etti.

Amaç Montrö’yü yeniden müzakere etmek

Financial Times gazetesi, Başbakan Erdoğan’ın “Kanal İstanbul” projesini değerlendirdiği haberinde, “Kanal İstanbul” projesiyle hedeflenen amacın çok basit olduğunu ve yeni olmadığını belirterek, projeye yakın kaynaklara dayanarak Ankara’nın gerçekten zorluklar beklenmesine rağmen boğaz trafiğini düzenleyen Montrö Antlaşmasını yeniden müzakere etmeyi umduğunu iddia etti. Bu çerçevede şu ifadelere yer verdi:

“Fakat Rusya’nın görünüşte Samsun-Ceyhan boru hattını destekleme sözünden caymasıyla birçok kişi kanal’ı boru hattının büyük bir kısmını talep eden Moskova’ya baskı için bir pazarlık manevrası olarak görüyor. Gerçi, kanal yaklaşan seçim öncesi aynı zamanda bir reklam.”

Hazar petrolü hem kanalı hem boru hattını haklı çıkaracak

Gazete, Türkiye’nin İstanbul Boğazı’nın bypass edilmesi için yıllardır desteklendiğine dikkat çekerek projeye yakın olanların Samsun-Ceyhan boru hattı kesinlikle gündemde tutmayı sürdürdüğünü çünkü Türk hükümetinin, Hazar Denizi’ndeki petrol üretiminin ham kanalı hem de boru hattını haklı çıkaracak kadar büyümesini beklediği öne sürdü.

Haberde, hesaplanan 10 milyon düşük maliyet konusunda çok soru olmasına rağmen birçoklarının projeyi cüretkar bulduklarına dikkat çekilerek Panama ve Süveyş Kanalı gibi tarihteki örnek muazzam alt yapı projelerinin “Kanal İstanbul” projesini teşvik etmediği yorumuna yer verildi.

Bedeli vergi mükellefleri öder

Panama Kanalı inşa edilirken The Manchester Ship Canal Company’nin iki defa iflas ettiği, Manchester Belediyesi tarafından kurtarıldığı ve Süveyş Kanalı’nın ilk zamanlarında gelirin çok düşük olduğu için geçiş vergisini arttırmak amacıyla yeni tonaj hesaplamaları yapıldığı belirtilerek bütün bunlar anımsatıldığında eğer Başbakan Erdoğan gerçekten tarihteki yerini alırsa, bunun faturasını ödeyecek olanın Türk vergi mükellefi olabileceği iddiasında bulunuldu.-

Kanal İstanbulun oluşturabilecegi etkiler

ÇILGIN BİR PROJE Mİ ? EVET…

Uzmanlık alanım, deniz bilimleri.
Çılgın Projeyi size basit dille anlatayım.
Karadeniz’i bir tatlı su havuzu olarak düşünün. Nedeni basit, çünkü bu havuza giren tüm sular (nehir veya yağmur suyu) tatlı su. Peki o zaman Karadeniz neden tatlı su havuzu değil ? Çünkü, Çanakkale ve İstanbul Boğazı altından gelen tuzlu ve yoğun Akdeniz suları Karadeniz’i bugünkü tuzluluk seviyesine getiriyor.
Karadenizin geçmişi çok “yeni” zaten…
Şu andaki haline henüz daha 3500 sene önce gelmiş, ilk oluşumu 12.000 önce…
Bu süreler, jeolojide sadece bir “an”lık zamanlar…
Karadeniz, Akdeniz’den 30 cm daha yüksek.
Bu nedenle, fazla su Boğazlardan akar ve havuza giren su da, çıkan su da bellidir.
Şimdi siz buraya ikinci bir musluk takmayı planlıyorsunuz.
Hem de 25 metre derinlikte….
Yani: Musluk sadece Karadeniz’in suyunu Marmara’ya akıtacak
ama alttan girmesi gereken su bu yeni kanala giremeyecek.
Peki, bu durumda ne olacak ?
Bir defa, havuza gelen su miktarı artmayacak.
Yani Tuna, Dinyeper Dinyester siz musluk taktınız diye debisini
artırmayacak.
İkincisi, Çanakkale’den Marmaraya su girişi sonlanacak.
Bu durumda Marmara bütünüyle oksijensiz kalacak.
O zaman da Marmara Denizi kısa sürede Florida bataklıkları gibi olacak.
Ben talebelerime derslerde Marmara’yı anlatırken onu “sağlıklı Akdeniz ve
sağlıksız Karadeniz’in astımlı doğan çocuğu” olarak tanımlarım.
Marmara, doğuştan solunum zorluğu çeken bir deniz, dikkat edilmesi şart olan bir deniz.
Onu kurtaran şey, Karadeniz’den gelen ve jet akımla Boğazdan Marmara’ya çıkan
ve 25 metrelik üst tabakayı 3 ayda bir sürekli olarak değiştiren su.
O çıkış sırasında harika işler yapıp, alt tabakadaki suyu yukarı çekiyor.
Marmara’ya oksijeni getiren de Çanakkale’den gelen “alt” akım suyu.
Takın bu sisteme tek taraflı bir musluk, seyreyleyin gümbürtüyü…

Bu proje zaten hiçbir zaman yapılamaz.
“Sınır aşan sular” gibi, “sınır aşan deniz” söz konusu burada.
Debisi ile, rejimi ile oynayamazsınız.
Şimdi Avusturya kalksa, Tuna nehri üzerinde bir baraj kurmak istese ne olur ?
Karadeniz’in felaketi olur.
Peki adama bunu yaptırırlar mı ?
Havuza ikinci musluk takarken havuzun daha hızlı boşalacağını da hesaplamalısınız.
Keşke iş, “en”- “boy”- “yükseklik” – “debi” hesabıyla hallolsaydı.
Karadenizin su rejimini değiştirirseniz size hesap sorarlar.
Daha da kısası, zaten “yaptırmazlar”.
Hani, “neden boğaza köprü yaparken 64 metre yapmak zorunda kalıyoruz, 50 yapsak neden olmuyor ?” sorusunun cevabı gibidir bu.
Köprüyü “siz istediğiniz için”, 50 metre yükseklikte “yaptırmazlar”…
Karadenize giren ama sadece Boğazdan çıktığı hesap edilen tatlı suyun % 95’i
Tuna suyu.
Yani, Tuna’nın debisi bizim için hayati öneme sahip.
Siz Karadeniz havuzuna giren tatlı suyun debisini artırmadan havuza bir musluk daha takarsanız sistem alt üst olur.

Saygılarımla,

Prof Dr A. Cemal Saydam
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi
Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi

yaşanabilir kentler

Cnbc-e business, 2010 yılına ait yaşanabilir kentler sıralaması

1 – Ankara
2 – Eskisehir
3 – Isparta
4 – Trabzon
5 – Istanbul
6 – Artvin
7 – Bolu
8 – Antalya
9 – Izmir
10 – Rize
11 – Kirikkale
12 – Edirne
13 – Adana
14 – Sinop
15 – Burdur
16 – Sivas
17 – Samsun
18 – Karaman
19 – Nevsehir
20 – Mugla
21 – Kirklareli
22 – Karabuk
23 – Usak
24 – Kayseri
25 – Canakkale
26 – Kocaeli
27 – Erzurum
28 – Malatya
29 – Giresun
30 – Kutahya
31 – Bayburt
32 – Zonguldak
33 – Cankiri
34 – Mersin
35 – Konya
36 – Aydin
37 – Kastamonu
38 – Bursa
39 – Balikesir
40 – Elazig

41 – Gumushane
42 – Yalova
43 – Duzce
44 – Tekirdag
45 – Bartin
46 – Manisa
47 – Tokat
48 – Nigde
49 – Tunceli
50 – Kirsehir
51 – Corum
52 – Denizli
53 – Bilecik
54 – Amasya
55 – Erzincan
56 – Sakarya
57 – Ordu
58 – Afyon
59 – Gaziantep
60 – Kilis
61 – Hatay
62 – Adiyaman
63 – Ardahan
64 – Osmaniye
65 – Aksaray
66 – Yozgat
67 – Kahramanmaraş
68 – Diyarbakir
69 – Kars
70 – Mus
71 – Sirnak
72 – Batman
73 – Hakkari
74 – Bingol
75 – Igdir
76 – Van
77 – Sanliurfa
78 – Siirt
79 – Mardin
80 – Bitlis
81 – Agri

ISTANBUL IKI BASAMAK GERILEDI

Bu yilki arastirmamizda 5 yil aradan sonra ilk defa 77 ilin güncel suç bilgisini sizinle paylasiyoruz. Bunun disinda arastirmada kullandigimiz kriter sayimizi üç artirarak 37’ye yükselttik. Kentlerdeki bosanma hizini ilk defa bu arastirmada kullandik. Uluslararasi Rekabet Arastirmalari Kurumu’nun Illerarasi Rekabetçilik Endeksi’ni kullanarak kentin rekabet gücü kriterini de ekledik. Kentteki bes yildizli otel sayilarini da… Tabii bu yeni suç orani verileri bazi illere iyi gelmedi. Listede 20 basamak siçrayan ya da düsen bir il görürseniz sasirmayin. Denizli, Elazig 23’er sira gerilerken, Bayburt ve Sivas 29’ar basamak yükseldi. Listenin ilk iki sirasi bu yil da degismedi. Ankara ve Eskisehir’i takip etme görevi bu yil Isparta’da. Çünkü Istanbul iki basamak gerileyip Trabzon’un altina düstü. Bir de yeri degismeyenler var. Ankara ve Eskisehir disinda 11’inci siradaki Kirikkale, 61’inci siradaki Hatay ve 81’inci siradaki Agri yerini korudu.

ARAŞTIRMA HANGİ KRİTERLERE GÖRE YAPILDI?

PARAMETRE AĞIRLIĞI %

EKONOMİ 25
Kişi başına düşen kamu harcaması 2.5
Kişi başına düşen araç sayısı 1.25
Kişi başına düşen konut sayısı 1.25
Kişi başına düşen ortalama kira geliri 1.25
Havayolu kullanım oranı 1.25
Kişi başına ödenen vergi 3.75
Satın alma gücü 3.75
Kişi başına düşen hane elektriği tüketimi 1.25
Kişi başına düşen mevduat miktarı 3.75
Yaratıcı sermaye reytingi 2.5
Fiziki altyapı reytingi 2.5

EĞİTİM 20
Bir anaokulu öğretmenine düşen öğrenci 3
Bir ilköğretim öğretmenine düşen öğrenci 3
Bir ortaöğretim öğretmenine düşen öğrenci 3
Üniversite mezunlarının yetişkin nüfusa oranı 8
Okur yazarlık oranı 3

 

SAĞLIK 20
Kişi başına düşen sağlık doktor sayısı 10
Kişi başına düşen hastane yatak sayısı 10

GÜVENLİK 15
Suç oranı 7.5
Deprem riski 7.5

KENT HAYATI 12
tesisi kapasitesinin nüfusa oranı 1.2
Lisanslı sporcu sayısının nüfusa oranı 1.2
Araç başına düşen kaza sayısı 2.4
Ormanlık alanların kent alanına oranı 2.4
Hava kalitesi 2.4
Alışveriş merkezi sayısının nüfusa oranı 2.4

KÜLTÜR SANAT 8
Tiyatro seyircisinin nüfusa oranı 0.8
Tiyatro koltuk kapasitesinin nüfusa oranı 0.8
Sinema seyircisinin nüfusa oranı 0.8
Sinema koltuk kapasitesinin nüfusa oranı 0.8
Opera ve bale seyircisinin nüfusa oranı 0.8
Opera ve bale koltuk kapasitesinin nüfusa oranı 0.8
Kütüphane ve eser sayısının nüfusa oranı 1.6
Müze ziyaretçi sayısının nüfusa oranı 1.6

Bu da Kılıçdaroğlu’nun Çılgın Projesi

Bu da Kılıçdaroğlu’nun Çılgın Projesi

Erdoğan’ın açıkladığı çılgın projenin yankıları sürerken İstanbul’la ilgili bir proje de CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan geldi…
01 Mayıs 2011 / 13:33

CHP Genel Başkanı Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı çılgın projenin yankıları sürerken İstanbul’la ilgili bir proje de CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan geldi.

Kılıçdaroğlu, ”Marmara Ereğlisi’nden bir Ro-Ro seferiyle İstanbul’un trafiğini, kamyon-TIR trafiğini hafifletmek mümkün” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tekirdağ’ın Marmara Ereğlisi ilçesinde, belediye tarafından ilçe limanında verilen kahvaltıya katıldı. Kahvaltı sonrası yaptığı konuşmada, ilçeyle ilgili sorunların kendisine aktarıldığını belirten Kılıçdaroğlu, bu sorunların çözüm yollarını bildiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

”Marmaraereğlisi’nden bir Ro-Ro seferiyle İstanbul’un trafiğini, kamyon-TIR trafiğini hafifletmek mümkün. Bunun projesi de yapıldı. Ama ortada bir sorun var. Denize asfalt dökemezsiniz. Denize asfalt dökmeniz lazım ki birisi para kazansın. Yani birisine rant aktarılsın. Trafik lambasını denize koyamazsın. Trafik polisi de olmayacak. Dolayısıyla, rantı değil halkı düşüneceksiniz. Bu iktidar halkı düşünür mü? İktidarın işi cep işi. Onlar ceplerini düşünürler. Biz de halkı düşünüyoruz. Umuyorum daha sonra görüşeceğiz, bu işi sadece sabah kahvaltısıyla götürmeyeceğiz. İnşallah Başbakan olarak da geleceğim.”

“BENİM DE GEMİCİĞİM VAR”

Ardından, Marmaraereğlisi Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Ahmet İnci, Kılıçdaroğlu’na bir gemi maketi hediye etti. Kılıçdaroğlu, gemi maketini kabul ettikten sonra, ”Kimse itiraz etmesin. Artık benim de bir gemiciğim var” dedi.

http://www.stratejikboyut.com/haber/bu-da-kilicdaroglunun-cilgin-projesi–52902.html

Kanal İstanbul

KANAL İSTANBUL


Evet hepimizin bildiği gibi “kanal İstanbul”  Recep Tayyip ERDOĞAN’IN açıkladığı günden beri manşetlerden düşmeyen bir proje. Fakat projenin kamoyuna duyrulmasının ardından benim de içinde bulunduğum belli bir kesimi hayal kırıklığına uğrattı bunun nedeni projenin yeterince çılgın olmamasından değil de bu hayal kırıklığı daha çok aşağıda sıraladığım nedenlerden kaynaklı olarak olmasındandır;

–          Gerekli tüm çalışmaların yapılmadan ve güzergah dahi belli olmadan bir seçim vaadi olarak olarak ortaya atılması

–           Lanse edildiği gibi İstanbulun tüm dertlerini sonlandıracak bir proje olmamasından ve ek olarak İstanbula yeni sorunlar katacak olması, bunların başında istanbulun en büyük problemlerinden biri olan nufüs problemini çözülmesi daha zor bir problem haline getirecek olması ( 100.000 Çevre düzeni planına göre İstanbulun eşiği olan 16 milyon kişiyi taşıma kapasitesinin olduğunu biliyoruz fakat bu projenin başlamasıyla bu sayının çok kısa sürede geçilecek olması ve plan raporlarındaki en kötü senaryo olarak tanımlanan nufüs projeksiyonlarında çıkan 25 milyon nufüs tahminin en iyi senaryo haline dönüştürme ihtimalinin bulunması

–          Yine nufüs problemiyle bağlantılı olarak ve bu projeye kardeş İstanbula 2 yeni şehir kardeş projesinin doğmasına neden olması

–           İstanbulun anayasası olan 1/100 000 ölçekli çevre düzeni planından bağımsız bir proje olarak öne çıkmasından ve bu sebeble çevre düzeni planın rafa kaldırılacak olması ve ülkemizde bir türlü uyğulamaya  geçiremediği fakat bunu başarmak zorunda olduğu bütüncül planlama yaklaşımından uzaklaşmasına neden olması

–          Projenin Doğaya etkisi üzerine herhangi bir araştırma yapılamamış yahut yapılmışsada sonuçları kamoyuyla paylaşılmamış olması

–          Ülkesel bazda düşünüldüğünde denğesiz kalkınmayı tetiklicek olması ve yatırımların daha da yoğun bir şekilde istanbul üzerinde yoğunlaşmasına neden olacak olmasıdındandır bütün hayal kırıklığım.

Fakat bu hayal kırıklıklarının yanı sıra projenin birçok olumlu yanları mevcuttur. Bunlar;

–          Projenin bir ulaşım ve ulaştırma projesi olarak ortaya çıkıp Türkiyenin en büyük mega kenti olan İstanbulun dünya çapındaki prestijini en üst sıralara çıkaracak olması

–          Boğazdan her gün yaklaşık 200 tane tehlikeli madde taşıyan tanker geçiyor buda istanbul boğazı için çok büyük bir tehdit oluşturmakta bu projeyle birlikte boğazdaki trafiği azaltacak olması Dünya kültür mirası olan kentin öz merkezinin daha iyi korunmasına neden olacaktır.

–          Kesin sayılsal bir veri olmasada güzergah üstündeki arazilerin çoğunun kamuarazisi olduğu bilimesi ve İstanbulun  deprem riskine karşı yeniden yapılaşmasında önemli bir rol alacak olması ve birlikte yürütülecek olması

–          İstanbul gibi mega bir kentin tek bir merkez odaklı olmasından dolayı kapasitesinin üzerinde kullanılan alanların, projeyle birlikte yeni merkezler oluşacak olmasından dolayı trafik açısından rahatlatmasına neden olacak olması

Bütün bunlar göz önüne bulundurularak bu projenin tamamlandığındaki İstanbulu bir nebzede olsa hayalimizde canlandırdığımızda projenin İstanbula ve Türkiyeye etkilerini az da olsa görebiliriz ve son olarak, projeyi tarihsel boyutda araştırdığımız zaman nedenli büyük bir proje olduğunu anlamış oluruz. Çünkü, bu proje sırasıyla; Kanunu Sultan sülayman, III. Murat, 4.Mehmed, I.Mahmud döneminde ve son olarak 1813’te Bursa ve İzmit valisi Hacı Ahmed Aziz Paşa tarafından içeriğinde bazı farklılıklar olmasına rağmen tam 6 kere gündeme geldi fakat uygulamaya konulamadı. Bu nedenle bu projeye tarihin yüklediği bir misyonda bulunmaktadır.

Yusuf KUYUMCU

2B arazileri üstüne üretilen politikalar

Bu da CHP’nin barış projesi!

CHP, 2B arazilerinin değerini emlak vergisi üzerinden belirleyecek…

Bülent AYDOĞDU / VATAN İSTİHBARAT


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, orman vasfını yitirmiş 2B projesiyle milyonlarca kişinin sorununu çözeceklerini açıkladı. Kılıçdaroğlu, “2B arazisinde binası olanlara, tarımsal faaliyetlerde bulunanlara ve orman köylülerine kullandıkları arazinin tapusunu vereceğiz. 2B arazisi konut yapılarında emlak vergisi değeri üzerinden devredilecek” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “2B alanlarında, çevre ve orman kaygısını gözeten, devlet ile vatandaşlar arasındaki sorunları tümüyle sona erdirecek, bu çerçevede yapılaşmış alanlar ile tarımsal alanlardaki mülkiyet sorununu çözecek, orman köylülerini destekleyecek bir proje uygulayacağız. Projemiz, devlet ile vatandaşlar arasındaki temel uyuşmazlık alanlarında barışı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu nedenle projemize ’2B Barış Projesi’ adını verdik” dedi.

Sultanbeyli’de bir düğün salonunda basın toplantısı düzenleyen Kılıçdaroğlu, partisinin 2B Barış Projesi’ni açıkladı. 2B sorununun, milyonlarca yurttaşın sorunu olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şu ana kadar devam eden bu sorunun çözümü için CHP’nin bir proje geliştirdiğini söyledi. Sadece orman köylerinde 7 milyon yurttaşın bu sorunla karşı karşıya olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, 9 yıldır çözülmeyen bu sorunun çözümü için hazırladıkları projeyi, 2B sorununu en yoğun yaşayan Sultanbeyli’de açıklamayı uygun gördüklerini ifade etti.

Gelirin % 40’ı ormana gidecek

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Buna biz, 2B Barış Projesi diyoruz. Yani devletle yurttaş barışacak, orman köylüsüyle barışacak. Köylü yurttaşımızın yıllardan beri kullandığı 2B arazisiyle ilgili devletle arasındaki uyuşmazlık çözülecek ve biz barışı sağlayacağız. Hem mülkiyet sorununu çözeceğiz, orman köylüsünü destekleyeceğiz, çevre duyarlılığımızı da koruyacağız. 2B arazisinde binası olanlara, tarımsal faaliyetlerde bulunanlara ve orman köylülerine kullandıkları arazinin tapusunu vereceğiz. Bedelli mi, bedelsiz mi bu da tartışma konusu? Konut yapılarında emlak vergisi değeri üzerinden, aynı büyükşehir veya belediye sınırları içinde başka bir konutu varsa rayiç bedel üzerinden devredilecek. Esnafın işyeri olarak kullandığı binalar da emlak vergisi değeri üzerinden, diğerleri de rayiç bedel üzerinden devredilecektir. Tarım hayvancılık amaçlı olarak kullanılan arazilerde tarım hayvancılık faaliyetinde bulunanlara emlak vergisi değeri üzerinden, orman köylülerinin yerleşim veya tarım hayvancılık amaçlı kullandıkları araziler aynı amaçlı kullanmaları koşuluyla kullanıcılarına bedelsiz olarak teslim edilecektir. Üzerinde yapı bulunmayan tarımsal amaçlı kullanılmayan araziler de ağaçlandırılarak ormanlaştırılacaktır.”

Kemal Kılıçdaroğlu, bu satıştan elde edilecek gelirin yüzde 40’ının, orman alanlarının ıslahı ve ihyası, yani orman alanlarının oluşturulmasıyla ilgili, yüzde 30’unun orman köylülerinin kalkınması ve Türkiye’de hayvancılığın ve yeni kurulacak olan hayvancılık ve et ürünleri kurumunun desteklenmesi için kullanılacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, geri kalan yüzde 30’luk kısmının devlet üniversitelerinin geliştirilmesi ve desteklenmesinde kullanılacağını vurguladı.

http://haber.gazetevatan.com/Haber/371533/1/Gundem

16.04.2011

AKP ve CHP’nin 2B’deki farklılıkları

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Barış Projesi’nin diğer 2B söylemlerinden farkını şöyle aktardı:

* Üzerindeki yapıyı konut olarak kullananla ile işyeri olarak kullanan esnafa sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak rayiç bedel değil, emlak vergisi değeri üzerinden belirlenecek

* Tarım-hayvancılık faaliyetinde bulunanlara rayiç bedel değil, emlak vergisi değeri üzerinden olacak.

* Orman köylülerine bedelli değil, bedelsiz olarak devredilecek.

* Devlet tarafından daha önce satıldığı halde sonradan 2B olduğunun anlaşılması nedeniyle tapuları iptal edilen yerler bedeli karşılığında değil bedelsiz olarak verilecek.

* Eskiden beri vatandaşların tapulu arazisi olduğu halde daha sonra 2B olduğu gerekçesiyle tapuları iptal edilen yerler rayiç bedel değil, emlak vergisi değerinini 1/2’si üzerinden eski sahiplerine iade edilecek.

* Satıştan elde edilen gelir ormanların ıslahı ve yeni orman alanlarının oluşturulması yanında orman köylüleri ve hayvancılığın desteklenmesi ile devlet üniversitelerin geliştirilmesi ve desteklenmesi için kullanılacak.

http://haber.gazetevatan.com/Haber/371535/1/Gundem

16.04.2011

20:19


AKP 5 yıl taksitli ödeme fırsatı sunacak

* Belediye mücavir alan sınırları içinde yapılaşma bulunan yerler (yerleşim yerleri), bina ve bahçe gibi kullanım alanlarıyla birlikte metrekare sınırlaması olmaksızın hak sahiplerine doğrudan satılabilecek.

* Belediye mücavir alan sınırları dışında kalan, 100 dönüme kadar tarım arazileri de, sulu-kuru ayrımı yapılmaksızın hak sahiplerine doğrudan satılabilecek.

* Tarım arazileri dışında kalan, üzerinde yapılaşma bulunan ve Maliye Bakanlığı’nca uygun görülen taşınmazlar, TOKİ, büyükşehir ve ilçe belediyelerine kentsel dönüşüm projeleri gerçekleştirmek üzere devredilebilecek.

* Devlet tarafından gerçek ve tüzel kişilere dağıtılan, iskanen verilen, özelleştirilen ya da hisseleri devredilen taşınmazların tapu kayıtları, geçerli kabul edilecek.

* 2B’lerde hak sahipliği için süre şartı aranmayacak.

* 2B’ler, rayiç bedelleri üzerinden satılacak. Rayiç bedellerinin belirlenmesinde Hazine taşınmazlarının satışındaki kurallar geçerli olacak. Bu çerçevede il ve ilçelerdeki takdir komisyonları, hak sahiplerine satılacak 2B alanlarıyla ilgili değer tespitinde bulunacak.

* 2B’lerin satışında da Hazine taşınmazlarının satışına ilişkin esaslar uygulanacak. Ancak Hazine taşınmazlarının bedellerinin ödenmesindeki 2 yıllık taksit süresi, 2B arazileri için 5 yıl olacak. Hak sahipleri isterlerse bedeli peşin, isterlerse kanuni faiziyle 5 yıl taksitle ödeyebilecek.

http://haber.gazetevatan.com/Haber/371532/1/Gundem

Rayiç bedel nedir?

Rayiç bedel, bir mülkün bugünkü piyasa koşullarındaki satış bedeli demek. Emlak vergisine esas değerler ise genellikle piyasa rayiçlerinin çok altında kalıyor. Hem AK Parti hem de CHP’nin emlak vergisi bedelini esas alması, ‘satış’tan devlet kasasına daha az para girmesi olarak yorumlanıyor.