Kanal İstanbul

KANAL İSTANBUL


Evet hepimizin bildiği gibi “kanal İstanbul”  Recep Tayyip ERDOĞAN’IN açıkladığı günden beri manşetlerden düşmeyen bir proje. Fakat projenin kamoyuna duyrulmasının ardından benim de içinde bulunduğum belli bir kesimi hayal kırıklığına uğrattı bunun nedeni projenin yeterince çılgın olmamasından değil de bu hayal kırıklığı daha çok aşağıda sıraladığım nedenlerden kaynaklı olarak olmasındandır;

–          Gerekli tüm çalışmaların yapılmadan ve güzergah dahi belli olmadan bir seçim vaadi olarak olarak ortaya atılması

–           Lanse edildiği gibi İstanbulun tüm dertlerini sonlandıracak bir proje olmamasından ve ek olarak İstanbula yeni sorunlar katacak olması, bunların başında istanbulun en büyük problemlerinden biri olan nufüs problemini çözülmesi daha zor bir problem haline getirecek olması ( 100.000 Çevre düzeni planına göre İstanbulun eşiği olan 16 milyon kişiyi taşıma kapasitesinin olduğunu biliyoruz fakat bu projenin başlamasıyla bu sayının çok kısa sürede geçilecek olması ve plan raporlarındaki en kötü senaryo olarak tanımlanan nufüs projeksiyonlarında çıkan 25 milyon nufüs tahminin en iyi senaryo haline dönüştürme ihtimalinin bulunması

–          Yine nufüs problemiyle bağlantılı olarak ve bu projeye kardeş İstanbula 2 yeni şehir kardeş projesinin doğmasına neden olması

–           İstanbulun anayasası olan 1/100 000 ölçekli çevre düzeni planından bağımsız bir proje olarak öne çıkmasından ve bu sebeble çevre düzeni planın rafa kaldırılacak olması ve ülkemizde bir türlü uyğulamaya  geçiremediği fakat bunu başarmak zorunda olduğu bütüncül planlama yaklaşımından uzaklaşmasına neden olması

–          Projenin Doğaya etkisi üzerine herhangi bir araştırma yapılamamış yahut yapılmışsada sonuçları kamoyuyla paylaşılmamış olması

–          Ülkesel bazda düşünüldüğünde denğesiz kalkınmayı tetiklicek olması ve yatırımların daha da yoğun bir şekilde istanbul üzerinde yoğunlaşmasına neden olacak olmasıdındandır bütün hayal kırıklığım.

Fakat bu hayal kırıklıklarının yanı sıra projenin birçok olumlu yanları mevcuttur. Bunlar;

–          Projenin bir ulaşım ve ulaştırma projesi olarak ortaya çıkıp Türkiyenin en büyük mega kenti olan İstanbulun dünya çapındaki prestijini en üst sıralara çıkaracak olması

–          Boğazdan her gün yaklaşık 200 tane tehlikeli madde taşıyan tanker geçiyor buda istanbul boğazı için çok büyük bir tehdit oluşturmakta bu projeyle birlikte boğazdaki trafiği azaltacak olması Dünya kültür mirası olan kentin öz merkezinin daha iyi korunmasına neden olacaktır.

–          Kesin sayılsal bir veri olmasada güzergah üstündeki arazilerin çoğunun kamuarazisi olduğu bilimesi ve İstanbulun  deprem riskine karşı yeniden yapılaşmasında önemli bir rol alacak olması ve birlikte yürütülecek olması

–          İstanbul gibi mega bir kentin tek bir merkez odaklı olmasından dolayı kapasitesinin üzerinde kullanılan alanların, projeyle birlikte yeni merkezler oluşacak olmasından dolayı trafik açısından rahatlatmasına neden olacak olması

Bütün bunlar göz önüne bulundurularak bu projenin tamamlandığındaki İstanbulu bir nebzede olsa hayalimizde canlandırdığımızda projenin İstanbula ve Türkiyeye etkilerini az da olsa görebiliriz ve son olarak, projeyi tarihsel boyutda araştırdığımız zaman nedenli büyük bir proje olduğunu anlamış oluruz. Çünkü, bu proje sırasıyla; Kanunu Sultan sülayman, III. Murat, 4.Mehmed, I.Mahmud döneminde ve son olarak 1813’te Bursa ve İzmit valisi Hacı Ahmed Aziz Paşa tarafından içeriğinde bazı farklılıklar olmasına rağmen tam 6 kere gündeme geldi fakat uygulamaya konulamadı. Bu nedenle bu projeye tarihin yüklediği bir misyonda bulunmaktadır.

Yusuf KUYUMCU