Gözün Vicdanı

Gözün Vicdanı – Richard Sennett – Kentin Tasarımı ve Toplumsal Yaşam

Büyük binaların duvarları artık çoğunlukla, büyük tabakalar halindeki camla yapılyor; çelik iskeletler arasına yerleştirilen cam tabakalar dışarıdaki tüm dünyayı, yükseklerde, gökyüzünde çalışan ya da oturan insanların önüne seriyor. 1914 yılında Paul Scheerbart, 1770’lerdeki bir eğitimci ya da bir bahçıvanın kabul edebileceği terimlerle, camın içeriyle dışarı arasındaki yaşantı bariyerini ortadan kaldırabileceğini söylemiştir.

Çoğunlukla kapalı mekanlarda yaşarız. Bizim kültürümüzün geliştiği ortam budur. Kültürümüzü daha yüksek bir düzeye çıkarmak istiyorsak mimarimizi ister istemez değiştirmemiz gerekir. Ve bu da ancak, yaşadığımız yerleri kapanma duygusundan arındırmakla mümkündür. Ve bu da ancak, cam mimarisini kullanmakla başarılabilir.( Reyner Banham)

Bu yeni bütünlük teknolojisi, mimari biçimin toplumsal açıdan nasıl soğuk hale gelebildiğini göstermektedir.

Camın yapıldığı metaryelleri değiştirerek camın özelliklerinin nasıl değiştirilebileceği 1674 yılına dek bilinmiyordu.

Ondokuzuncu yüzyılda camın bir şekilde denem kabilinden kullanıldığı doğrudur. Bu kararsızlık, üstü kapalı çarşıların yapımında ortaya çıkmıştır. Ondokuzuncu yüzyıl başı kapalı çarşılarının çoğu taştan ya da tuğladan, birbirine benzer görünümlü sıradan binalardır ve aralarındaki açıklığın üzeri camla kapatılmıştır. Londra’daki Crystal Palace ya da Paris’teki Palais de l’Exposition gibi tümüyle camla kaplı, daha geç sergi binaları geçici yapı olarak dizayn edilmişlerdi. Dışarıyla tümüyle açık bir halde yaşamak, ortalıkta çıplak dolaşıyor olmak gibi bir şeydi. Camı, fabrika ve bürolarda bile teknolojinin elverdiğinden daha az özgürce kullanmalarının nedeni buydu.

Özellikle New York’ta Park bulvarı’nın bazı bölümlerinde bloklar boyu süren kesintisiz cam bir duvar uzar; güvenlik görevlilerinin beklediği tek giriş kapısı bulunan bankaları, büroları, lüks araba galerilerini ve pahalı giysi dükkanlarını örten cam levhalardan oluşan bir duvar. Sıkıca kontrol edilen kapılar tuğla duvarlarda açılmış olsaydı da yine bir yalıtılmışlık duygusu verebilirdi, ama aynı şekilde değil: İşitemeyeceğiniz, dokunamayacağınız ya da hissedemeyeceğiniz bir şeyi görmek, içeridekinin erişilmez olduğu duygusunu arttırır.

Camın bu şekilde kullanılması sırf ekonomiye ya da güce dayanarak açıklanabilir. Bu şekilde kullanılan cam, görünenlerin dokunsal gerçekliğinin değerini düşürdüğünden, nötr bir kent için mükemmel bir malzemedir. Ama kültür, güce, meşrulaşma sorunu katar.