2010-2011 İNSANİ GELİŞME ENDEKSİ VE TÜRKİYENİN KONUMU

1

2

Günümüzdeki ve gelecekteki nesillerin sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürme hakkını teminat altına almak… 21’inci

yüzyılda gelişme anlamında aşılması gereken en büyük engel budur. İnsani Gelişme Raporu 2011, sürdürülebilirliğin

eşitlikten ayrılamaz olduğunu gözler önüne sererek bu zorluğun aşılması yönünde küresel diyaloğa, hakkaniyet, sosyal adalet ve herkesin daha kaliteli bir yaşam sürebilmesi gibi konulara önemli katkılarda bulunmaktadır.

Yapılan tahminler, ciddi çevresel riskler ve giderek daha da derinleşmekte olan eşitsizliklerin azaltılmasında

sergilenen yetersizlik devam ettiği sürece dünyadaki yoksul çoğunluğun onlarca yıldır sürdürmekte olduğu ilerlemenin yavaşlayabileceğini ve hatta insani gelişme yönündeki küresel yönelimlerin tersine dönebileceğini göstermektedir.

 

İnsani gelişme alanında kaydetmiş olduğumuz takdire şayan ilerleme, hem çevresel riskleri hem de eşitsizlikleri

azaltmak için küresel anlamda cesur adımlar atılmadıkça sürdürülemez. Bu raporda, bireylere, yerel topluluklara,

ülkelere ve uluslararası topluma birbirlerine destek olarak ve birbirlerini karşılıklı olarak güçlendirecek şekilde çevresel sürdürülebilirlik ve eşitliği nasıl sağlayabileceklerinin yolları gösterilmektedir.

Yapılan yeni analizler, ulusal boyutlardaki dengesizlik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin, temiz su ve gelişmiş

sağlık imkânlarına erişimi nasıl engellediğini ve toprakların bozulması ile hava kirliliğinden kaynaklanan hastalık ve ölümlere neden olduğunu, ayrıca gelir dengesizliğinin etkilerini nasıl artırdığını gözler önüne sermektedir.

 

Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri aynı zamanda çevresel çıktıları da etkilemekte ve olumsuzlukları derinleştirmektedir. Küresel

boyutta ise yönetişim düzenlemelerinin daha ziyade gelişmekte olan ülkelerin sesini boğduğu ve marjinal grupların daha da dışlanmasına neden olduğu görülmektedir.

Ancak eşitsizlik de, sürdürülemez uygulamalar da alternatifsiz değil. Yenilenebilir enerji kaynaklarına erişim, su, sağlık hizmetleri ve üreme sağlığı alanlarındaki yatırımlar gibi eşitliği artıracak türde girişimlerle hem sürdürülebilirlik hem de insani gelişme alanında ilerlemeler kaydedebilmek mümkündür. Daha sağlam bir hesap verme anlayışı ve daha güçlü demokratik süreçlerin de bu çıktılara olumlu etkisi olacaktır. Başarılı yaklaşımların temelinde, toplum yönetimi,

daha geniş ölçekte kapsayıcı olan kurumsal yapılar ve dezavantajlı kesimlere hassasiyet gösterilmesi yatar. Binyıl Kalkınma Hedeflerinin ardından, dünyanın eşitlik ve sürdürülebilirlik anlayışını yansıtan bir gelişme çerçevesine de ihtiyacı vardır. Bu rapor, eşitlik anlayışını politika ve programlarla bütünleştiren, insanlara yasal ve siyasi düzlemlerde değişimi gerçekleştirme gücü veren yaklaşımların, geleceğe ilişkin ne büyük vaatler içerdiğini gözler önüne sermektedir.

Gelişme için ihtiyaç duyulan finansman hâlihazırdaki resmi gelişme desteklerinden katbekat fazladır. Örneğin, bugün

düşük karbonlu enerji kaynaklarına yapılmakta olan harcamalar asgari ihtiyaçla ilgili tahminlerin bile yüzde ikisinden azdır. Finansman akışları, sürdürülemez uygulamalar ve eşitsizlik gibi engellerin aşılmasına yönelik çabalara yönlendirilmelidir. Bu anlamda, pazar mekanizmaları ve özel finansman kaynaklarının hayati önemi vardır ve tetikleyici kamu yatırımlarıyla desteklenerek güçlendirilmelidirler. Finansman alanındaki eksiklerin giderilmesi için bu rapor kapsamında da yer verilmiş olan yenilikçi düşüncelere ihtiyaç vardır.

 

Rapor aynı zamanda eşitlik ve söz söyleme hakkını destekleyen reformların da bir savunucusudur. Günümüzde olduğu kadar gelecekte de aramızdaki en az ayrıcalıklı kesimler karşısında toplu bir sorumluluğumuz var: Yarınların bugünden daha iyi olmasını sağlamak. Rapor, bu yolları görmemize yardımcı olabilir.

Raporun pdf’sine ulaşmak için tıklayınız.